Yorgun düştüğüm ilk adımda uzattım ellerimi, Önce vicdanımı ölçtüm sonra merhametimi. Bir süre bekledim noktaların ünlemle buluştuğu, Hasretlerin özlemle kavuştuğu, bir yol ayrımında.
Belkide bir köşe başında bekledim gurbetle sılanın birleşmesini. Dört duvara kilitlenmiş gurbetimin çığlıklarını duydum semanın yükseklerinde.
Bir sonbahar esintisi vurdu yüzüme azrail kılıcı gibi keskin, Bir nefes uzaklığımda biraz ılık, bir okadar hüzünlü matem havasında birkaç yaprak dökümü…
Ben bilmedim terk edip gitmeleri ve gülmedim çaresiz kalışlara, Sonra ben bilirdim her çaresizliğin her tükenmişliğin ardında yeni başlangıçlar olduğunu.
Gitmedim! Üşenmedim beklemekten, Üşenmedim ümit etmekten. Bıkmadan usanmadan el açıp dilemekten. Gönlüme düşen her ateşte korktum başkasına ateş olmaktan, korktum birilerini yakıp geçmeketen.
Bu yüzdendi belki yanışlarım, kavruluşlarım. Ben korkmadım bedel ödemekten ama korktum birine bedel ödetmekten işte ben bu yüzden, bu yüzden bedel ödedim…..
Zülay ÇETİN

Bir Cevap Yazın