Bir türkü mırıldandı önce kulaklığımda “Güneş küsmüş şavkımıyor ah sensiz, zerdali güzeli gözlerinle bak bana. Keder eş oldu yenemiyorum ah sensiz, baldan tatlı sözlerinle gül bana. ” sonra adımlarım hızlı hızlı ilerliyor karanlık bir sokaktan.
Semada gündüzden kalmış bir aydınlık etrafta henüz taptaze bastıkça kıyır kıyır eden bembeyaz kar.
Yüzüme usulden usulden esen bir tutam soğuk.
Parmaklarımın ucu uyuşmuş, yüreğimde inceden bir sancı sebepsiz,
Nedensiz dediğim, gerçeği kendime bile itiraf edemediğim bir sızı .
Bir sokak köpeğinin hırıltısıyla irkiliyor dalgın bedenim.
Korkmayı bile unutmuş gariban yüreğim.
Bir iki köşeyi dönünce kışı fark ettirdi havadaki kömür kokusu ve üzerinde pişirilmiş kestane.
Hissettim üşümüştüm ve bir daha anladım yalnızlığımı,
Zihnimde geçirdim biran oracıkta donup kalmayı, ama müsaade etmedi gönlüm.
Bir an önce içeriye girip oraya hapsetmemi söyledi aklım kimsesizliğimi.
Bende öyle yaptım bir kısmını kömürle karıp sobada yaktım, bir kısmını görmezden gelip evin bir köşesine fırlattım.
Şimdi mi! mutluyuz… yalnızlığımla ben bu evde ve de birlikte…..
Zülay ÇETİN

Bir Cevap Yazın