Soluğu zor almış hızlı hızlı kalbim ağzımda yürürken ayağımın altından kayıp gidiyordu yol
Cam parçaları gibiydi asfalt basmaya korkarak ilerliyordum.
İnsan varacağı yeri bilemeyince yolu da bitmek bilmiyor.
Hedefte bir menzil olmayınca bastığın yerler havada gibi…
Bilirsiniz zaten Ankarayı hep bir matem havası hep bir gri
Küskün küskün bakar güneş burada, şehrin heşmekeşi iyice bir ilerledi.
Çarpa carpa geçiyordum insanları ,artık bende alıştım..
Nezaket kuralları hak getire.
İnsan baka baka benziyor galiba herkes gibi olmaya ramak kaldı benimde nasibimi almaya.
Bazen burası neresi, niye buradayım? diyorum .Her yanım kapalı gökyüzünü bile zor görüyorum .
Kilit vurulmuş gibi ruhuma ne ben benim, ne yaşadığım hayat bana ait
Tutsak gibi yaşıyoruz her gün aynı terane.
Binalar arasından küçük bir dağ yamacı görünüyor zar zor sepelemiş kar üstünde.
Varla yok arası aslında tamda bembeyaz olmaydı bu mevsimde
Zaten bir terslik var bu işte.
Şehir de yetmiyor artık insanlara kuraklık gelecek bu gidişle
Neyse ki geldim sanırım aradığım yere .
Doldurdum yine keseyi, oysa iki kitap kurcalayıp dönecektim işe.
Zülay ÇETİN

Bir Cevap Yazın