Ne çiçekler soldu siz yaşamı heveslerken,
Ne melekler kaybolup gitti çığlık çığlığa .
Siz yatağınızda sessiz sessiz uyurken.
Azap, görünen kadar mı sanıyordunuz?
Ne cehennemler vardı yerin yedi kat altında.
Onlar irin kaplamış kalplerini kadeh diye tokuştururken,
Bedeni ruhundan ayrılmış çocuklar, gözünde ateş saçan şeytanların esiriydi.
Görmezden duymazdan gelinen ıssız adalar vardı .
Adı ıssız… dünyanın bütün çirkin çehresini içine sığdıran.
Küf tutmuş yataklarında kopardı kıyamet.
Birileri azıcık fazla yaşayacak diye, körpelerin gözyaşlarıyla yıkanırdı kokuşmuş bedenleri.
Çıkmaz yolların yolcuları ve zebani kılıklı yaratıkların elindeydi dünya.
Hiç olmadığı kadar pislik hiç olmadığı kadar balçıkla sıvalıydı.
Açık seçik koşuyorlardı günaha! insanlar suskun insanlık ölmüş…
Kan emici akreplerin deliğiydi her yer.
Beddua mı?
Hesabı mahşere kalmış bebeklerin avuçlarında!
Susturulmuş çocukların damarlarında !
Henüz 14 üne yeni girmiş genç kızların gözlerinde!
İsyan edememiş, sesini duyuramamış günahsızların kılıcında…
ZÜLAY ÇETİN

Bir Cevap Yazın