Uzun zamandır zorlanıyorum dikkatimi toplamakta kontsantre olmakta, hatta uzun cümleler kurmakta …
Bazı şeyler benim için çok kolaydır aslında, ama zihnim ve bedenimin yorgunluğu bazı kabiliyetlerimi engelledi . Bu aralar fazla dağınık her şey. Sosyal medya da bir çiftçi beyefendi şöyle diyordu “Moralim ağrıyor gibi, ya insanın hiç morali ağrır mı?” işte öyle bu aralar moralim ağrıyor o kadar iyi anlattı ki içindeki durumu sorsan var mı bir derdin adını koyabildiğim bir problem yok, he şey çok mu güzel? oda değil, ama işte var bir şey ki moralim ağrıyor.
Mesela yürüyorum kaldırım diplerinde yeşermiş otları görünce içim fena burkuluyor. Binaların bahçelerini çiçekler, ayrık otları, sarmaşıklar sarmış. Aralarında sarı sarı hindiba çiçekleri, kırmızıya durmuş gelincikler, tek tük açmış ballı baba sümbülü gördükçe baktıkça bir özlem sarıyor içimi hele bide dokunamamak… Şehirde ayıptır ot toplamak çiçek koklamak öyle rast gele koparamazsın herşeyi. İşte tam burada anlıyor insan en çok gurbette olduğunu bu şekilde hissediyor aslında çok uzak diyarlarda bulunduğunu. Tanıdığın her bitki sana memleketi hissettiriyor velakin dokunamadığın her güzellik seni silkeleyip dur bakalım burası orası değil diyor. Hep aynı şey oluyor bir türlü aidiyet hissedemiyorsun en alıştığın yerde bile zaman biranda geriye sarıveriyor. Mecburiyetler mi insan alıkoyuyor yoksa kader mi bilinmez. Gözünün daldığı yerin yakını olmuyor hiç…
Zülay ÇETİN

Bir Cevap Yazın