Sadece hükümlerden kaçmaktı düşüncem, hükmettiler.
Son sözü ben söylemek isterdim, sözlerime karşılık yalandan da olsa haklısın diyemediler.
Yorumsuz olmak, susmak, diyecek bir sözüm kalmadığı anı yaşamaktı derdim,
Beni kifayetsiz bırakan hiç kimse çıkmadı karşıma.
Konuştukça dilimin bağı çözüldü, sebeplerimi çoğalttılar susmamam için.
Ben korkmadım kimseden, doğrularımı kaybetmekten korktuğum kadar.
Yorulmadım hiçbir işten beklemenin yaşattığı acizlik kadar.
Yormadı hiçbir sevda, gözlerimi kapattığımda hatırladığım iki damla gözyaşını düşünmek kadar.
Ve inancımı hiçbir kuvvet yıkmadı insanlığın kaybolan değerleri arasında sarsılmak kadar.
Şimdi yönümü ne yana dönsem kendimi bir Viking gemisinde tutsak,
Vietnam da tropikal bir ormanda kayıp,
Ne bileyim işte…
Bilinmeyen bir coğrafyanın icra bir köşesinde,
Pembe lavinia çiçeğine can veren toprak gibi hissediyorum.
Bazen bilinmezlikte silinmiş bir ruh,
Bazen de gücüyle kudretiyle asra hükmetmiş koca bir Osmanlı gibiyim…
Zülay ÇETİN